No: 25

5 Temmuz 2021

Haylayt iş dünyası ve pazarlama iletişimi odaklı; medya, eğlence, teknoloji, iş yaşamı, girişimcilik, tasarım gibi konulara eğilen bir haftalık bülten. Ücretsiz abone olmak için aşağıdaki forma e-posta adresinizi bırakabilirsiniz. Formu doldururken çerez ve gizlilik politikasını da kabul etmiş olursunuz.

“Dinlediğimiz müzikten saç şeklimize kadar her şeyi onlar belirliyor. Hak ettikleri saygıyı ne zaman göstereceğiz?”

Bu sözler Vox’un genç kızları (teen) kutsadığı “Who runs the world” başlıklı uzunca dosyadan. The Beatles’ın dünyaya yayılmasından skinny jean’lerin 15 yıllık hükümdarlığına son verilmesine kadar pek çok şeyi bugünün ve geçmişin genç kızlarına borçlu olduğumuz iddia eden bir yazı. Evet, iddia ettiği şeye ikna da ediyor. Göz atmak isteyen olur belki.

OLAN BİTEN

Marka ve Reklam Dünyası 

Geçen hafta bültene “yeniden tanımlama” kavramıyla giriş yapmıştık. Önceki hafta da moda devi Victoria’s Secret’ın mecburi dönüşümünden, yani kendini yeniden tanımlamasından bahsetmiştik. Marketing Brew markanın bu hamlesinin zamanlamasını ve başarı getirip getirmeyeceğini uzman isimlere sormuş. O isimlerden biri olan R/GA’in global kreatif direktörü Tiffany Rolfe genel durumu şu cümlelerle açıklıyor:

  • “Eskiden markaların kendi kutsal kitapları vardı. Bu kitaplara uygun davranıp tutarlı olmak yapabilecekleri tek şeydi. Artık hayatta olup bitenleri, kültürel dönüşümleri takip edip ona göre dönüşmek gibi bir mecburiyetleri var.”

Cannes Lions Yaratıcı Strateji kategorisinde jüri olarak görev alan Brian Monahan (Dentsu) bu süreçten ajanslar ve markalar için çıkardığı 10 dersi MediaPost’a yazmış. Şu cümle dikkat çekici: “Markalar cesur sayılabilmek için bir şeyleri riske etmek zorunda…” Monahan, cesur marka kavramının yükselişte olduğu şu dönemde, sadece doğru şeyleri yaparak bu payeyi almanın mümkün olmadığına işaret ediyor.

Yine önceki sayılarda -adeta bir felaket tellalı gibi- ajansların önündeki muhtemel istifa dalgasına dikkat çekmiştik. Son haftalarda sıkça konuşulan büyük istifa dalgası ne kadar gerçeğe dönüşür bilinmez ama özellikle yaratıcı insan kaynağına dayalı reklam sektörü için böyle bir tehlikenin varlığı aşikar. Hele ki Türkçeye çevirisi pek içe sinmeyen ‘creator economy’ trendi bu kadar yükselişe geçmişken… Şimdilik yaratıcı ekonomi (ya da yaratıcı ekonomisi) şeklinde çevrilen kavram, kabaca “yazıp çizen, kendi başına veya farklı topluluklarla değer üreten ve bu değeri paraya dönüştürebilen” insanları konu ediniyor. Influencer da bu paketin içinde, Twitch veya podcast yayıncısı da, tasarımcı ve içerik yazarı da. Doğal olarak da en çok ajans dünyasının insan kaynağıyla örtüşüyor. İşini, mesaisini yeniden tanımlama ihtiyacı duyanlar için cazip bir dünya ama dikensiz gül bahçesi vadetmiyor elbette.

  • Substack, Patreon gibi yaratıcı ekonomiyi odağına alan girişimlere sadece bu yıl yapılan yatırımların toplamı 1,3 milyar dolar. (CB Insights)
  • Yeni başlayanlar veya kafası karışanlar için SignalFire tarafından yayınlanan şu uzunca blog yazısı iyi bir kaynak olabilir.
  • Sıfırdan Globale en çok tercih edilen freelance platformlarını derlemiş. El altında tutmakta fayda var.
  • Fatih Güner’in “hiper serbest çalışma” başlığıyla çevirdiği ve kendi fikirlerine de yer verdiği şu yazı da ilginizi çekecektir.
Ödül Organizasyonları

Marketing Türkiye adına Roamler Türkiye tarafından yapılan Cool Markalar Araştırması sonuçlandı. Otuzu aşkın kategoride gençlerin ‘cool’ bulduğu markaları belirleme iddiasındaki araştırma sonucunda “Yılın En Cool Markaları” listesi hazırlanıyor. Metodolojisi ve sonuçları hakkında detaylı bilgiyi derginin sitesinde bulabilirsiniz. Fikir vermesi açısından birkaçını paylaşalım:

  • Jean | Mavi
  • Fast food | Burger King
  • Beyaz eşya | Bosch
  • İç giyim | Penti
  • Saat | Cassio

Türkiye’deki tüm şirketlerin pazarlama ve pazarlamayı kapsayan tüm alt bölümlerindeki ekip başarısını jüri değerlendirmesiyle ödüllendiren The Hammers için başvuru süreci 16 Ağustos’ta başlıyor. Şimdiden incelemek isterseniz, kategoriler başta olmak üzere detaylı bilgi kendi sitesinde.

İnternetler

Norveç yine seviyeyi yükselten bir haberle gündeme geldi. Yapılan son düzenlemeye göre, influencer’lar sosyal medyada ‘fotoşoplu’ fotoğraf paylaştığında bunu belirtmek zorunda kalacak. Gerçekçi olmayan güzellik standartlarının özellikle çocukları ve gençleri yanlış yönlendirebileceği tehlikesinden hareketle yapılan bu düzenleme, sadece reklam amaçlı paylaşımları kapsıyor. (Bigumigu)

Pinterest zayıflama konseptli reklamları yasakladı. Gerekçe yeme bozukluklarına yol açabileceği konusundaki çekince. (The Verge)

Son dönemde yeniliklere doymayan Twitter, tweet’leri sadece kendi seçtiğimiz takipçilere göstermeyi sağlayacak bir özellik üzerinde çalışıyor. Evet, bir nevi Instagram’daki “yakın arkadaşlar” gibi. (BirGün)

Instagram tam ekran video paylaşımına izin vermeye hazırlanıyor. Uzun süre önce sadece fotoğraf paylaşılan bir platform olmaktan çıktıklarını hatırlatan Instagram yöneticisi, buna benzer bir dizi değişiklikle TikTok ve YouTube’la rekabette ellerini güçlendirmek istediklerine de vurgu yaptı. (Cnbc)

TikTok ise maksimum video süresini 3 dakikaya çıkararak el yükseltmeyi sürdürüyor. Test aşamasındaki bu yeniliğin birkaç hafta içinde herkese sunulması bekleniyor. (AdNews)

Türkiye’den internet eksenli girişimlere dair haberleri de hızlıca hatırlayalım:

Hepsiburada dünyanın teknoloji borsası Nasdaq’ta halka açıldı. 3,9 milyar dolar değerleme üzerinden yapılan arz sonrası şirketin halka açıklık oranı %20 olacak. (Dünya)

Son 6 ayda aldığı yatırımlarla 7,5 milyar dolar değerlemeye ulaşan Getir, İspanya merkezli hızlı market teslimat uygulaması Blok’u satın aldı. Şirket böylece İspanya (Barselona, Madrid) ve İtalya (Milano) pazarlarına da girmiş oldu. (Egirişim)

İstanbul merkezli mobil oyun girişimi Dream Games 155 milyon dolar yatırım aldı. Değerlemesi bir milyar doları aşan şirketi Royal Match adlı oyunuyla tanıyoruz. Yaklaşık bir buçuk yılda bu başarıyı elde eden Dream Games’in alameti farikalarından biri de eski Peak Games yöneticileri tarafından kurulmuş olması. (Webrazzi)

Uber İstanbul ve Ankara’dan sonra İzmir’de de hizmet vermeye başladı. Tabii yine sarı taksilerle.

Yerli kitlesel fonlama platformu Fongogo 3,5 milyon TL yatırım aldı. Yatırımcıların kimliği ve şirket değerlemesi ise paylaşılmadı. (Capslock)

Medya, Eğlence 

Danimarka’da yaklaşık 30 medya kuruluşu Google ve Facebook’la toplu pazarlık yapmak üzere birleşti. Aralarında devlet televizyonu DR’nin de bulunduğu kuruluşlar, sosyal medya platformlarından kendi içerikleri için daha iyi ödeme alabilmek için çalışacak. (Oksijen)

Oksijen’e gitmişken, Levent Ertem’in bu haftaki yazısına da değinelim. Haber sitelerindeki anlamsız reklam bombardımanı, kişisel verilerin izinsiz kullanımı gibi günümüz dertleri etrafında şekillenen yazıdan küçük bir alıntı yapalım:

  • “Oysa benim için reklamlar ‘katlanılmak zorunda’ olunan bir angarya değil. Eskiden Vogue dergisi, içindeki haber konularından çok arka arkaya verilen lüks ilanları görmek için alınırdı. Bu reklamlar hem yeni trendler hakkında fikir verir hem de ufkumuzu açardı. Yani reklamlar içeriğin çok iyi birer tamamlayıcısı olabilir.”

Ertem’in Vogue örneğindeki gibi ‘reklamları da kıymetli’ bir yayıncılık anlayışı, özellikle haber sitesi evrenine çok uzak kaldı. O evrenin böyle bir derdi hiç olmadı da diyebiliriz tabii. İnternet mecralarında en son ne zaman bir reklama hayranlıkla baktınız, bir düşünün.

Facebook e-bülten yayınlama aracı olarak tanımlayabileceğimiz Bulletin adlı projesini kullanıma açtı. Facebook’tan ayrı bir site şeklinde konumlanan Bulletin’da tabiri caizse herkes bülten yayınlayamayacak. İlk etapta sadece, ağırlıklı olarak Amerika’dan ‘seçilmiş’ yayıncıları okumak mümkün. Zamanla farklı ülkelerden içerik üreticileri de sisteme dahil edilecek.

Online dünyanın kalelerinden biri olan YouTube bir nevi ters köşe yaparak büyük bir gösteri merkezi açmaya hazırlanıyor. Kaliforniya’daki Hollywood Park’ta yer alan 6 bin kişilik salonun isim hakkını alan şirket, sonbahara doğru YouTube Theater ismiyle bu alana giriş yapacak. Salonda konserden e-spor turnuvalarına uzanan geniş bir yelpazede farklı etkinlikler düzenlenecek. (The Verge

BAZI İPUÇLARI

How to use micro influencer marketing to grow your business (Later.com)

5 adımda girişimciler için yatırım alma stratejisi (Startup Borsa)

Az bilinen, az paylaşılan ve Reddit gibi ortamlarda özenle keşfedilen 60 internet sitesi (Ekşi Şeyler)

BAZI ETKİNLİKLER

Dijital Pazarlamada Veri Analitiği ve Veri Görselleştirme: IAB Türkiye online dikey eğitimler kapsamında 6-7 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan eğitim toplam 4 saat sürecek. GoupM’den Aslıhan Delice, Sena Demir ve Simge Ayzit tarafından verilecek eğitimin detayları derneğin sitesinde.

No-Code Yes MVP: Startup Borsa tarafından 6 Temmuz’da düzenlenecek olan etkinlikte, kod gerektirmeden bir ürünün en hızlı şekilde nasıl çıkacağı üzerine konuşulacak. Saat 19.00’da başlayacak olan canlı yayının konuğu ise Yücel Faruk Şahan.

Gazeteciler İçin Ortak Çalışma Araçları: Türkiye Gazeteciler Sendikası’na bağlı TGS Akademi bünyesinde 13 Temmuz’da düzenlenecek online atölyeye katılım için gazeteci veya gazeteci adayı olma ya da ilgili bir alandan gelme koşulu var. Emre Kızılkaya’nın Zoom üzerinden vereceği eğitime Docs üzerinden kayıt yaptırabilirsiniz.

HAYLAYTIR

Düzenli takipçilerimizin projelerine yer vereceğimizi duyurmuş ve iki değerli bülten paylaşmıştık. Bu hafta konuğumuz, e-ticaret firmalarının reklam kampanyalarının ROAS değerini yükselten bulut tabanlı bir analiz platformu olan Enhencer.

ODTÜ Teknokent’te 9 yıl önce kurulan Enhencer, geçtiğimiz Ekim ayında 18 milyon TL değerleme üzerinden yatırım almıştı. Yapay zeka desteğini öne çıkaran şirket, kolay kullanım ve her e-ticaret şirketine uygunluk noktasında da güçlü olduğu iddiasında. Kendi ağzından Enhencer’ın teknolojik avantajlarının bir bölüm:

“Enhencer öncelikle kolay kullanımı ile veri biliminin en gelişmiş nimetlerini herkes için uygun hale getirmeyi hedefliyor. Öncelikle Enhencer’ın kendi kendine öğrenen dinamik öğrenme motoru ile manuel hiç bir senaryo ya da özellik girilmesine gerek kalmadan oluşturduğu otomatik segmentasyondan bahsetmek gerekiyor. Böylece sezonluk değişen ürünleri ve ona göre şekillenen ilgileri her sektör için değişen satış dinamiklerini kendi başına öğreniyor. Bu sayede iki taraf için de oluşacak potansiyel zaman kaybını en aza indirmiş oluyor.”

BİTİYOR 🙂

Bu sayıyı DW Türkçe’nin ‘Röportaj Adam’ Mahsun Karaca ile yaptığı röportajla bitirebiliriz.

Durumlar böyle. Esen kalın.

Bülteni her hafta e-posta kutunuzda bulmak isterseniz şu formdan kayıt olabilirsiniz. Formu doldururken çerez ve gizlilik politikasını da kabul etmiş olursunuz. Her türlü şikayet ve öneri için de akin@haylayt.net adresini kullanabilirsiniz.