No: 013

14 Mart 2021

Haylayt iş dünyası ve pazarlama iletişimi odaklı; medya, eğlence, teknoloji, iş yaşamı, girişimcilik, tasarım gibi konulara eğilen bir haftalık bülten. Ücretsiz abone olmak için aşağıdaki forma e-posta adresinizi bırakabilirsiniz. Formu doldururken çerez ve gizlilik politikasını da kabul etmiş olursunuz.

Koronavirüs hayatımıza gireli bir yıl oluyor. Her ne kadar geçmişe sünger çekmek istesek de kısa bir değerlendirme, bir muhasebe yapmamak olmaz:

Ekstra asosyal geçen şu bir yılda hepimiz sosyal medyaya sığındık ve ondan çok şeyler bekledik. Okuyup sıkıldık, izleyip sıkıldık, dinleyip sıkıldık. Dermanımızın sosyal medya olmadığını gördük.

“Fatigue” kelimesi hayatımıza girdi. Zoom’dan yıldık, dijital platformlardan yıldık, bilgi bombardımanından yıldık.

Online müze gezebilmenin, ücretsiz pdf kitaplara erişmenin, her konu hakkında podcast dinleme imkanının bizi çok da açmadığını gördük. Kültürlenme yarışında geri kaldık.

Şu bir yıl -ve ne yazık ki muhtemelen önümüzdeki bir yıl daha- zihinsel ve fiziksel olarak kalıcı etkiler bırakacak gibi görünüyor. Stress in America adlı bir araştırma, salgın vücudu ve salgın zihni kavramlarına dikkat çekiyor (Fast Company). Birkaç not:

  • Ankete katılanların %42’si fazla kilo aldığını, %18’i de istediğinden daha fazla kilo verdiğini belirtiyor.
  • Babaların %80’i, annelerin %66’sı kilo problemi yaşıyor.
  • Babaların %25’i, annelerin %39’u akıl sağlığının daha kötüye gittiğini söylüyor. Çocuğu uzaktan eğitim gören annelerde bu oran %47.
  • Daha fazla alkol aldığını söyleyenlerin oranı %25.
  • Uyku problemi yaşayanların oranı %80.

Aksoy Araştırma tarafından yapılan bir anket de Türkiye’deki son ‘normalleşme adamları’ sonrasında halkın %77’sinin ne kafeye ne de restorana gittiğini ortaya koyuyor. (Marketing Türkiye)

Uzaktan çalışma denilen şeyin hayallerdeki kadar keyifli olabilmesi için ara sıra evden de uzakta kalabilmek gerektirdiğini gördük. Artık ne mutfak eski mutfak, ne salon hatta ne de banyo. Hepsi birden ofis oldu, uyku harici her anımız mesaiye dönüştü.

Evlerimizin değil çalışmaya, yaşamaya bile yeterli olmadığını da fark ettik. Ev denilen şey ancak ofis ve sokak hayatının tamamlayıcısı olabilecek düzeydeydi çoğumuz için. Sıcak bir yuvadan ziyade barınaktı. Hal böyleyken ona bir de ofis rolü yüklemek zorunda kalınca yine çoğumuz için taşınmak da kaçınılmaz oldu. City Lab “Evden çalışmanın gerçek maliyeti” başlıklı dosyada, yeni ekonominin merkezlerinden San Francisco’daki tek odalı evlerin aylık kirasına ve ofisten uzaklaştırılan çalışanların hatırı sayılır kısmının böyle mekanlarda yaşadığına dikkat çekiyor. İstanbul için de durum çok farklı değildir. Kime sorsak evinde bir odası eksik. Uzaktan çalışma düzenine geçerek ofis maliyetlerinden kısan işveren, dolaylı olarak çalışanının ev maliyetini de artırmış oluyor.

Bu arada, yeni yayınlanan uzaktan çalışma yönetmeliği ne anlatıyor diye KolayİK’nın blog yazısına göz atabilirsiniz. Yahut negatifi dağıtmak için aşağıdaki videoyla bültene biraz ara verebilirsiniz:

Sakin teknoloji trendi: Biraz yavaşlasak mı?

AJANS, MARKA, REKLAM vs.

PwC bu yıl 24’üncüsünü gerçekleştirdiği Küresel CEO Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. 55 ülkeden 5.050 CEO’nun görüşlerine başvurulan araştırmadan notlar:

  • Katılımcıların %76’sı 2021 içinde ekonomik büyüme bekliyor.
  • Türkiye’den katılan CEO’ların da %70’i büyüme bekliyor.
  • %30’u iklim değişikliği hakkında çok ciddi endişe belirtirken, %60’ı ise onu yönetimsel açıdan stratejik riskler arasında görmüyor.
  • Hatta %27’si iklim değişikliğiyle “hiç ilgilenmediğini” veya “pek ilgilenmediğini” belirtiyor.
  • 2021 tehdit listesi; salgın ve diğer sağlık krizleri (%52), siber ataklar (%47), aşırı regülasyon (%42) ve politika belirsizliği (%38) olarak sıralanıyor.
  • Türk CEO’lar, ekonomi üzerindeki en büyük tehditleri; salgın ve diğer sağlık krizleri (%64), döviz kurunda dalgalanma (%63), politika belirsizliği (%56) ve iklim değişikliği (%51) olarak görüyor.
  • CEO’ların %36’sı iş gücünü daha rekabetçi hale getirmek için otomasyon ve teknolojiden yararlanmayı planlıyor.

Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) tarafından bu yıl 19’uncusu düzenlenen Altın Pusula Ödülleri sahiplerini buldu. 300’e yakın başvuru alan yarışmada büyük ödül “Opet Arkeo Köy Tevfikiye” projesiyle MESE’nin oldu. Kazananların listesini yarışmanın sitesinde bulabilirsiniz.

Halkla ilişkiler demişken İstanbul Aydın Üniversitesi PR Atölye öğrencilerinin yeni bir dergi çıkardığı bilgisini de paylaşalım. PR Atölye dergisini kendi sitesinde ücretsiz okumak mümkün.

Logosunu yenileme kararı alan otomotiv markaları kervanına Renault da katıldı. 1992’den beri kullanılan mevcut logo, 2024’te yerini tamamen yenisine bırakmış olacak.

Renault Tasarım Direktörü Gilles Vidal yeni logoyu “gereksiz efektlere veya renklere yer vermeyen, daha ikonik, basit ve anlamlı bir tasarım” şeklinde tanımlıyor. (Teknosafari)

Buradan devam etmek isteyen olursa, Dezeen’in “daha düz logoya dönen 7 otomotiv markası” başlıklı derlemesi bakabilir.

Ajans halleri

Reklamcılığın önemli bir krizin eşiğinde olduğu konusunda fikir birliği var gibi. Elbette her zaman krizin eşiğindeydi ve bir şekilde idare etti ama bu kez durum daha ciddi görünüyor. Campaign UK Editörü Gideon Spanier, “Ajansların kimlik bunalımı” başlıklı yazısında, yaratıcı fikir insanları yerine çok fazla yaratıcı yönetici istihdam edildiğine vurgu yapıyor. Son 20 yılda önce medya işlerini sonra da dijital işleri elinden kaçıran geleneksel ajans yapısının artık müşterilerin esnekliğe ve hıza ihtiyaç duyduğu şu günlerde, istenen hizmetleri entegre etmek için yeterli donanıma sahip olmadığını belirtiyor.

Bültenin ilk kısmında değindiğimiz uzaktan çalışma ve hibrit çalışma modelleri de ajanslara yeni sorunlar getiriyor. Karbonat Kurucu Ortağı Cenk Gümüşcüoğlu Campaign Türkiye’nin yeni sayısında gerçekçi olmayan bir iş temposunun yeni normal gibi algılanmasının yanlışlığına işaret ediyor. Yazıdan iki alıntı yapalım:

  • Uzaktan çalışma modelinde iletişimin kesintisiz sürmesi; mola, ara, yemek bilmeden her an erişilebilirlik beklentisi yaratmış olması ve bununla  birlikte beyaz yakalıların da salgın döneminde can havliyle bu beklentiyi karşılamış olması gerçekli olmayan bir iş temposunu ‘yeni normal’ gibi algılamamıza neden oldu.
  • Mevcut iş yapış şeklimiz çok sürdürülebilir değil çünkü işler psikolojik sorunlarını baskılayan, görmezden gelen, çözümleri salgının bitişinden sonrasına erteleyen insanlar tarafından yürütülüyor. Ancak “her şey bitti, haydi normale dönüyoruz” denilecek bir an olacak mı, bilemiyoruz.”

The Drum’da yayınlanan ve yine ajans liderliği – kafa sağlığı ekseninde ilerleyen dosyadan da iki alıntıya kulak verelim:

  • İnsanlar bu gibi zor zamanlarda güçlü lider arayışındadır ve içinde bulundukları geminin yetenekli eller tarafından yönetildiğini bilmek ister. (Katy Wright, FCB Inferno)
  • Hepimiz insanız, makine değiliz. Ama bir lider olarak endişeli görünme hakkımız olmadığını düşünüyorum. Çünkü bu sadece onların daha da endişelenmesini sağlayacaktır. (Rania Robinson, Quiet Storm)
Haftanın konuşulan işleri 

Bu bölümde biraz kişisel görüş var. Yorum sevmeyenler diğer konuya atlayabilir. (Yorum sevmemek hepimizin en doğal haklarından biri.)

Yumoş Deterjan Çok İyi Çıktı: “Konuşulan” kelimesinin hakkını veren bir iş gerçekten. İyice coşup son yılların en iyisi olduğunu iddia edenler de oldu, “yani ne anlatıyor şimdi bu” diyerek burun kıvıranlar da. Bu kadar konuşulmasının, paylaşılmasının nedenini iki kelimeyle anlatmak mümkün: İnsanlar aç! Hem salgının etkisiyle o kadar tekdüze hayatlar yaşıyoruz hem de pazarlama iletişimi faaliyetleri çok uzun zamandır “Aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı kaçmasın” stratejisine yaşlanmış durumda ki, en küçük fark yaratacak, şaşırtacak, sürpriz yapacak her şeye açız.

  • Yumoş’un camlara çıkmış ayıcıklarının reklamcılığa ne faydası olur? Markalar yaratıcılığın -en azından farklı bir şeylerin- getirdiği medya görünümünü, konuşulma gücünü yeniden keşfeder. Ajanslardan benzer mantıkta işler gelmesinin önünü açar.
  • Peki ne zararı olur? Markadan ajansa giden brief’in alt metninde yine ‘ama fazla bütçemiz yok’ cümlesi saklı olur. “Yani oraya kaç tane ayıcık yerleştirildi, binaya ne kadar para verildi ki, değil mi?” Sonuçta yine en başa dönülür: Parasız iş yapacak fikir arayışına.

Enpara | Bu Topraklar: Her ay ikişer üçer tanesi çekilen davudi sesli “bu topraklar” reklamlarının son bulması için bir adım olur belki. Reklamı ilk izlerken hem Enpara’ya hem de ajansı Rabarba’ya yakıştıramayıp sonrasında “tamam sakin, öyle değilmiş” demeniz de yıllardır inşa edilen kimliğin başarısına işaret tabii.

PERAKENDE, E-TİCARET

KPMG Perspektifinden Perakende Sektörüne Bakış 2021 başlıklı rapordan notlarla başlayalım:

  • Önümüzdeki 6-12 ay içinde zorunlu olmayan harcamaların salgın öncesine göre üçte bir oranında daha az olması bekleniyor.
  • Tüketicilerin üçte biri salgının etkilerinin bir yıldan fazla süreceğini düşünüyor.
  • Ev-yaşam harcamalarında önemli bir değişiklik öngörülmüyor.
  • Marka bağımlılığı azalıyor, satın almada fiyat odaklı karar verme eğilimi devam ediyor.
  • Mağaza satışlarında yaşanan düşüşe rağmen cadde mağazalarına olan talebin artması ve kiralarda yaşanan fırsatlar nedeniyle perakende sektöründe mağaza sayıları artıyor.

Dışarı çıkamıyor oluşumuz alışverişte artırılmış gerçeklik kullanımının ivme kazanmasına da yol açıyor. E-ticaretin hala 25 yıl öncesinin teknolojisiyle yürümesini garipseyen ve yeni bir adıma ihtiyaç olduğunu düşünen girişimcilerin ve teknoloji erbabının da payı var bunda. İlgilisi için şurada (Intelligence) sanal alışveriş üzerine tarafından hazırlanan küçük bir derleme var.

Bültenin farklı sayılarında, içinde “TikTok” ve “alışveriş” kelimeleri geçen pek çok cümle kuruldu. Bu kez konu Walmart’ın TikTok işbirliğiyle gerçekleştirdiği canlı yayın alışveriş etkinliği. 11 Mart’taki bir saatlik etkinlik, canlı yayın alışverişinin Çin’den batıya yayılışının en büyük örneklerinden biri oldu. Facebook’tan Amazon’a, Instagram’dan Alibaba’ya birçok devin iştahını kabartan entertainmerce furyasını ışık tutan, yaklaşık iki yıl önce hazırlanmış bir videoyla bu bölümü kapatalım.

ANLAŞMALAR, AYRILIKLAR

  • Citroën Türkiye Genel Müdürlüğüne Selen Alkım atandı. Alkım aynı markanın Pazarlama Direktörü olarak görev yapıyordu. (HaberTürk)
  • Turkuvaz Dergi Grubu’nda yeni kurulan Dergi Dijital Departmanı’nın başına Sabah gazetesinin hafta sonu eklerini yöneten Hakan Turpçu getirildi. (Medyaloji)
  • Aktif Bank Müşteri Deneyimi ve İletişim Grubu Başkanı Gamze Gürkan Numanoğlu oldu. Kendisini Trompet reklam ajansının kurucu ortağı olarak tanıyorduk.
  • Serdesin müşteri portföyüne, dijital ve sosyal medya çalışmalarını yürütmek üzere Mutlu Makarna’yı ekledi.
  • 40’ıncı yılını kutlamaya hazırlanan PwC Türkiye kurumsal iletişim, sektörel fikir liderliği, lider iletişimi gibi konular için Ogilvy İstanbul ile el sıkıştı.
  • Mercedes-Benz Türk’ün kurumsal sosyal medya hesaplarını yönetecek yeni ajans Vapp Works oldu.
  • Ford Otosan’ın sosyal medya ve dijital iletişim çalışmalarını ise bundan böyle Senfonico yürütecek. (MediaCat)
  • Feveran, JBL, Marshall, Urbanears gibi markaların Türkiye distribütörü Aztek Teknoloji’ye stratejik iletişim danışmanlığı, etkinlik ve yaratıcı proje yönetimi alanında hizmet verecek. (Sağlıklı Markalar)
  • Otel zinciri Marriott, Türkiye’deki kurumsal iletişim çalışmalarını Communication Partner ile yürütecek.
  • LC Waikiki yeni dönem stratejik iletişim faaliyetleri için AB İletişim ile çalışma kararı aldı. (MediaCat)

BAZI ETKİNLİKLER

Bu bölüm için, şık otellerde düzenlenen, bol network imkanı sunan kalabalık sektör etkinliklerini hayal etmiştik. Ama şu an elimizde internet üzerinden canlı yayınlanan eğitim, söyleşi, seminer gibi etkinlikler var.

Pazarlama İletişiminin Dijital Dönüşümünde Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik: Dijital Pazarlama İletişimi Platformu ve HBR Türkiye tarafından düzenlenen etkinlik 15 Mart saat 16.30’da başlayacak. 1 saat sürecek webinar’ın iddiası, global aksiyon planları ve bu planların yerelleşme adımlarıyla ilgili bir ışık tutmak. Detaylar HBR’de.

Haber Yazımı 101: Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından 18 Mart akşamı saat 19.30’da Zoom üzerinden gerçekleştirilecek olan eğitim, geçmişte BBC’deki haberleriyle tanıdığımız bağımsız gazeteci Rengin Arslan tarafından verilecek. Ücretsiz katılım için şu formu doldurmak yeterli.

Dijital Dünyada İçerik Üretimi: Dijital içerik yöneticisi, yazar ve editör Murat Dural tarafından 20-21 Mart’ta verilecek olan eğitim 6 saat sürecek. “Bir içerik fikri olan ve hikaye yazmak kurallarını dijital mecralara uyarlamak isteyen herkes için kılavuz olmayı hedefleyen kursun ücreti 300 TL. Detaylar Kolektif Academy’de.

NLTR Kuluçka Programı: News Lab Turkey, Haziran 2021’de başlayacak yeni bir kuluçka programı duyurdu. Serbest çalışan ya da kariyerinin başındaki gazetecilerin yeteneklerini artırarak haber endüstrisinin gelecekteki liderleri olmalarını amaçlayan program için son başvuru tarihi 29 Mart. Detaylar kendi sitesinde.

CMO Transition Academy: Deloitte ve Marketing Türkiye ortaklığıyla, Nisan ayının Cumartesi günleri düzenlenecek programda şu isimler sunum yapacak: Zeynep Yalım Uzun, Leyla Eskin Yılmaz, Ömer Barbaros Yiş, Akan Abdula, Pınar Ercan Tursun, Hakan Göl, Sinan Günal. Detaylar haberde.

Digital Age Tech Summit: Yıllardır salonlarda devam eden Digital Age Summit serisinin bu seneki ayağı 8 Nisan’da online olarak gerçekleşecek. Standart online katılım 1000 TL, öğrenci katılımı ise 100 TL. Detaylar ve şu ana kadar açıklanan konuşmacılar şurada.

BAZI İPUÇLARI

Bir kısmı 101 seviyesinde olabilir ama el altında tutmak fayda sağlayacaktır:

  • Ultimate guide to user-generated content (Later)
  • SEO için en faydalı ücretsiz Chrome eklentileri (Zeo)
  • 4 ways to use nano and micro-influencers to gain more customers (Neil Patel)
  • 12 business leaders share how they lead their teams through a crisis (Fast Company)

Vakti olanlar için bu sayıyı, yeni sayılabilecek Münhasır adlı YouTube kanalında tasarımcı Zeynep Yıldırım ile yapılmış şu söyleşiyle bitirelim:

Durumlar böyle. Esen kalın.

Bülteni her hafta e-posta kutunuzda bulmak isterseniz şu formdan kayıt olabilirsiniz. Formu doldururken çerez ve gizlilik politikasını da kabul etmiş olursunuz. Her türlü şikayet ve öneri için de akin@haylayt.net adresini kullanabilirsiniz.